Ankara`nın taşına bak.. yanıyo lan!

Merabayın sevgili okur; yazları sıcak ve kurak oluyor diyordu kara iklimi için sosyal bilgiler kitabında da inanmıyorduk, (tabi benim bunları okurken akdeniz ikliminde yaşıyor ve rutubetten dolayı nefes alamıyor olmamın payı büyüktür muhtemelen) meğersem hakkaten de sıcak ve kurak geçiyormuş yazları kara ikliminde.

Kara iklimini iliklerimize kadar tecrube ettiğimiz Ankara şehri`nde bu hafta çok acaip geçti. Ben her ne kadar haftayı çarşamba sabahından itibaren Ankara`da geçirmiş olsam da sıcak ve kurak yazı kafi miktarda yaşadığıma inanıyorum. Hele ki bugün saat 12:30`la 14:00 arasını dışarda, ikliminin kontrol edilebilmesi mümkün olmayan Ankara sokaklarında geçirdiğimden mütevellit (bu kelimeyi de başka yerde zor duyarsınız ha) kafi miktarda kara iklimi yazına maruz kaldığımı düşünüyorum.

Kızılay`dan Tunalı tarafına doğru Atatürk Caddesi üzerinden yürürken, ensemden sırtıma doğru, alnımdan gözlüğümün burnumun üzerindeki köprüsüne doğru, belimden malum çatala doğru süzülen her ter damlasının farkında olmak nasıl bir histir sevgili okur? Ben size söyleyeyim, çok da tecrübe edilesi bir his değil hakkaten. İnsan vücudunun %70küsürünün su olduğunu söyleyenlerden şüphe edenler var ise eğer, ben buradan bu duruşlarını (sanatçı duruşu gibi bişey skeptik duruş, ancak sanırsam henüz görüntülenemedi belgeselciler tarafından.) tekrar bir gözden geçirmelerini öneriyorum kendilerine.

Tabi Ankara`nın bu kuru sıcağından daha fena sıcaklar da var, misal Ankara`nın bugünkü hal vaziyeti “sarı sıcak” tamlaması ile anlatılabilir belki; üzerinde bulunduğumuz gezegenden bilmem kaç milyon kilometre uzakta olan bir yıldızın (a.k.a Sol, veya halk arasındaki adıyla Şems, ve hatta hatta Güneş) , kış ve sonbahar vakti bulutlar sebebiyle çok da farkına varmadığımız presence`ını, bugün, bu hafta, öyle böyle değil, hakkaten günlük yaşamımızı en dibinden etkilediği halde deneyimledik. Kış zamanı muhtemelen yan baktığından aşağıya pek bi olayını göremiyoruz, belki bu sebeple biraz da hafife alıyoruz olabilir kendisini ama işte bu geçirmekte olduğumuz hafta gibi zamanlarda, ne zaman ki bizim gözümüzün içine içine bakıyor kendisi, işte o zaman, o kadar milyon kilometre uzaktan insanın kıçından ter damlatma yetisine sahip bir gök cisminin varlığını seve seve (yersen, yemezsen başka türlüsü var) kabul ediyorsun, kabul etmekle kalmayıp humility içinde dilin bir karış dışarda içecek bir yudum su için fellik fellik bakkal arıyosun sevgili okur.. uzun lafın kısası güneş`e hörmetimiz sonsuz. (bi nevi rispek sanki.)

Ha, ne diyodum, “sarı sıcak” diyodum evet.. sarı sıcak kuru sıcak sevgili okur.. sanki fıs osuruk pis osuruk gibi yani. Sarı sıcaktan sakınmanın yolu gölgeye kaçmak, gölge buldun mu bi miktar kendine gelebiliyosun. Bugün Kızılay-Tunalı parkurunu kafamda bir nevi bilgisayar oyunu şeklinde geçebilmem aslında bu fenomen (fenomen, fen liseli süper kahraman.. yeni terlemiş bıyıkları süper gücünün kaynağıdır, önüne gelen her türlü trigonometri, organik kimya, fizik II sorusunu yeni terlemiş bıyığını okşayarak 23 saniye içinde çözebilir. Kravat bağlamasını bilmemesi de zayıf noktasıdır. Fenomen.. yeeee.. ) sayesinde mümkün olmuştur; güneşli kısımlardan hızlı hızlı geçip, kaldırımın gölge olan yerlerinden geçerken yavaşlamakla, biraz durup dinlenmekle, ardından vücut ısısı kritik seviyenin altına düşünce yeniden kaldırımın cayırdayan yerlerinden hızla geçmek suretiyle parkuru tamamlayabildim sevgili okur. Nihayetinde Tunalı`nın başındaki Starbucks`a kendimi atıp içtiğim ice mocha +1 resistance to heat for 30 min buff verdi, o şekilde müdürlerin eve varabildim. (Nördisem günahım ne? revisited)

İşte bu sarı sıcakla böyle yok gölgeye kaçarak yok su içerek yok vücut ısısını düşürerek başa çıkabiliyorsunuz bir şekilde ama bir de “nemli sıcak” var ki… İşte o bambaşka birşey..O`ndan kaçış yok gerçekten. O`na maruz kaldığınızı, gece saat 3`te sayısız bira içip sızmışken, yani başucunuzda top atılsa uyanmayacak haldeyken, alnınızdan süzülüp gözünüzün içine giren ter damlası vasıtasıyla uyandığınızda anlıyorsunuz. Nefes aldığınızda ciğerlerinize dolanın havadan başka birşey, hava değil de sanki ocak üstünde pişen taze fasulyenin buharı olduğunu zannettiğiniz zaman, parmağınızı bile kıpırdatmadan otururken bilmemkaç kilometredir maraton koşmuşsunuz gibi terlediğiniz zaman, üstünüze giydiğiniz kıyafetlerinizin, üzerinde yattığınız çarşaflarınızın her daim çamaşır makinesinden yeni çıkmışçasına yarııslak olduğunu hissettiğiniz zaman, işte o zaman, nemli sıcakla karşı karşıyasınız demektir.. Kaçışınız sadece o bulunduğunuz yerden uzaklaşmak şeklinde (e zaten kaçış dediğin bu değil mi ay balam? (dözerem çalıyo arka planda, ondan dolayı azeriye bağladım)(parantez içinde parantez olmuş, gökten üç parantez düşmüş, biri yazana, biri okuyana, biri de bu cümlenin sonuna.) olabiliyor ancak. Eğer orada kalmak durumunda iseniz, bol miktarda su içmekten, mümkün olduğunca klimatize mekanlarda bulunmaya çalışmaktan, ve gereğinden fazla hareket etmemekten başka çok da yapabileceğiniz birşey yok sevgili okur.

Sevgili okur, işte böye; sıcaktır, nemdir, Tunalı`dır, galaksidir diyerekten bir girintinin sonuna daha geldik. Ben ve bana bu girintinin yazımında yardımcı olan Modern Folk Üçlüsü, ve Efes Pilsen Gesellschaft mit beschränkter Haftung, hepinize iyi geceler, serin uykular, sıcak ekmekler ve soğuk portakal suları diliyoruz yarın sabaha, bir sonraki girintiye kadar esen kalınız, sizi MFÜ`den bir parçayla uğurlamak istiyoruz..

ps: opendns nimetlerinden faydalanamayan sevgili okurlar için ktunnel üzerinden http://www.youtube.com/watch?v=5PzVmEphJJg

sevgiler, saygılar…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: