Titre Avis, ve kendine gel

Sabah aynanın karşısında dişlerimi fırçalarken kendi suretimi izliyorum bir yandan, bir yandan da yabancılaşıyorum hafiften; “Kim bu eleman? Nedir olayı? Her ne kadar kaşları çatık ise de, ağzındaki diş fırçası ve sakalına bıyığına bulaşmış köpükler ile hiç de ciddiye alınası bir halde değil doğrusu…” gibi türlü çeşit cümleler sarfediyor iç ses.

Kaşların çatıklığı benim “default”um uzun zamandır; öyle ki bir zamanlar benim burçak saçlı sevgilim demişti “kaşlarının arası erken kırışacak, iz kalacak orada” diye. Belli belirsiz iki çizgi kendini göstermeye başladı dediği gibi. Ayna karşısında dişleri fırçalarken insan yüzünü yakından inceleme fırsatı buluyor, her seferinde yeni bir çizgi, eğri, ize denk geliyor. (kaşları çatmaktan araları kırışmadan önce, kafamı bir kapının kasasına geçirmek suretiyle sağ kaşım üzerine gayet iptidai bir şekilde başka bir çentik attım, o da bir başka girintinin hikayesi olsun)

Ağzımı çalkalayıp yüzümü yıkadıktan sonra tekrar bakıyorum aynaya, şimdi nispeten daha iyi gibi, halledilmesi gereken onlarca irili ufaklı meseleye girişebilir ve mümkün olan en az hasarla günü tamamlayabilir gibi duruyor karşımdaki suret. Bakalım, ilerleyen saatler neler gösterecek.

İnsan bir müddet sonra kaşlarını çatmaktan yoruluyor, uzun lafın kısası. Endişeleri, sıkıntıları, mutsuzlukları, düş kırıklıklarını, kalp ağrılarını çekmek, teni olmasa bile tini bitkin düşürüyor. O zaman da ya aklın ve gönlün diplerine bir yere atıp üzerine anı sandıklarını koyuyoruz, ya da daha proaktif isek, meseleyi toptan çözmek yolunda adımlar atıyoruz.

Örneğin, ben evi ayırıyorum yine. Uzun zamandır, evden bir şekilde ayrılmadığım takdirde bu halihazırda içinde yaşadığım ve bazı taraflarından pek memnun olmadığım hayatımın değişmeden, aynı şekilde gideceğini, ve bana batan o tarafların, giderek daha derine batacağını düşünüyordum. Bakalım, bir hamle yaptık, olaylar nasıl gelişecek göreceğiz.

Titreyip kendine gelmek, alkol yüklü bir akşam sonrası Ankara`nın adamı bıçak gibi kesen sabah ayazına maruz kalmakla olduğu gibi, insanın bazen altından kalkıp kalkamayacağına çok da emin olamadığı bazı sorumlulukları almaya kendini zorlaması ve ardından “Lan yaptık bir iş ya, bakalım, bundan sonra kendi başımızın çaresine bakacağız” diyerek, her ne kadar can istemese de “büyümeye” karar vermekle de oluyor sanırım.

Reklamlar

2 Yanıt to “Titre Avis, ve kendine gel”

  1. ben: ayna ayna söyle bana, varmı benden başka dişlerini fırçalarken girinti ve çıkıntılarını inceleyen?
    ayna: olma mıııı :))

  2. PieL rOjA Says:

    yetti canımızaaa. e artık titre ve kendine gel gerçekten deee…
    bekle bekle nereye kadarr

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: