Katar, 13. gün

Burada bir hafta, on günden fazla kalınca, sanki bir daha hiç ayrılamayacakmış hissine kapılıyor insan. İşte bundan dolayıdır ki işin sonu yavaş yavaş görünmeye başlayınca afalladım biraz. Ekipçe öyle yoğun, yorucu, sıkıntılı zamanlar geçirdik ki bu işin de “cehennemden gelen proje”lerden birisi olduğunu düşünmeye başlamıştım; planlanan zamanda bitmeyen, hesaplanan maliyetin çok çok üstüne çıkan, müşteriyle ilişkileri geren, proje müdüründen sahada işi yapan ustasına kadar herkese “illallah” dedirten projelerden biri.
Aslında bu düşüncemde çok da yanılmış değilim, önceki postlardan takip ettiğiniz üzere. Ama az önce iş programını gözden geçirirken farkettim ki, çok birşey kalmamış. Belki bir on gün, belki iki hafta sonra bitecek gibi görünüyor iş. Sonra, eğer büyük bir aksilik çıkmazsa, bu çileli macerayı sonlandırıp eve döneceğiz.
Ama bir yandan da burada elimizi attığımız her şeyin elimizde kalmasından dolayı bir diken üstündelik var; kurulmasını taahhüt ettiğimiz 21 direkten 14`ü tamam, 5 tanesini de önümüzdeki haftasonu dikmeyi planlıyoruz, ve fakat geri kalan 2 tane direğin nereye dikileceği hala netleştirilemedi.
İşte bu sebepten dolayı, aklıma getirmek istemediğim ihtimallerden birisi de, projenin geri kalanının tamamlanmasına rağmen, bu bahsettiğim iki direk yüzünden ekiple beraber burada beklemek durumunda kalabilecek oluşumuz. Burada vakit bu denli yoğun bir tempo ile çalışırken bile bu kadar yavaş geçerken, tutup da boş beklersek ne olur, hiç bilmiyorum.
İşi yarıda bırakıp kaçan şantiye şefimizden sonra, yaklaşık iki aydır burada olan teknisyenimiz de su koyverdi bugün; “artık dayanamıyorum ben, gideceğim” diye tutturdu. Bir yandan kızıyorum, patron tarafım diyor ki “ne demek, iş bitene kadar şuradan şuraya gidemezsin”, bir yandan da hak veriyorum elemana, Bu Katar`ın ne menem bir yer olduğunu, bu projenin de ne kadar zorlayıcı ve yıpratıcı geçtiğini siz de az çok anladınız zaten.
Fakat işin asıl can sıkıcı tarafı, elemana yol verip memlekete önceden yollamamız durumunda, benim burada tek başıma kalacak olmam. Son düzlüğe girerken, işin toparlanması aşamasında tek tabanca idare edebilir miyim, edemez miyim, tereddütlüyüm bir miktar…
Bakalım, zaten bu projeyi başımıza saran şahıs firmadan ayrıldığında iş işten geçmiş, şemsiye taa o zaman girmişti bi tarafıma. Artık allah ne verdiyse yardırıp bitireceğiz işi. Kendi işini kurmayı düşünen arkadaşlar; işin sahibi siz olduğunuzda, maaşlı çalışan elemanlar gibi “skimden aşşaa kasımpaşa” diyip bırakma lüksünüz olmuyor işte, şartlar gerektirdiği vakit tek başınıza üç kişilik iş yapmak durumunda kalabiliyorsunuz. Benden söylemesi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: