Uykudan Önce…

..diye bi program vardı vakti zamanında, 12 Eylül zamanı beyaz kıçlarında (bilemiyorum, o zaman pek fazla zinci yoktu ortalıkta, ya da ben görmediydim, o yüzden kıçları beyaz olarak genelledim) annelerinin teneke kazanlarda kaynatmak vasıtasıyla beyazlattığı bezlerle dolaşanlar hatırlar. Adile Naşit sunardı, “kuzucuklar” sıfatı belleklerden silinmemek üzere kendisi tarafından yapıştırılmıştı o bezlerle deforme olmuş pijama altlarının arka tarafına. Tek kanal vardı o zaman, bu “Uykudan Önce” programı da saat sekiz, sekiz buçuk gibi garip bi saatte yayınlanırdı; çocukları saat sekizde yatağa gönderip ertesi sabah karga bokunu yemeden kalkmalarına sebep olaraktan ebeveynlerinin tersyüz olmalarina sebep olmalari mi enteresan, yoksa prime time`da iblis veletlere yönelik masalli boklu bi program yayınlamaları mı, bilemiyorum…

Bi yandan arka fonda bir takım capon işi animasyonların müzikleri çalıp duruyor, yaklaşık bir saate yakındır üç tane parça tekrarlıyor, gece büyük ihtimalle yine cell shade rüyalar görecegim; eglenceli oluyor aslında, insanin kendini bir animede görmesi, bir iki defa benim başıma geldi; Yaklaşık dört saat monitörün karşısında oturup, sonlara doğru uykusuzluktan ağzının kenarından salyalar damlayaraktan yarı baygın bir vaziyette üst üste 8 bölüm NGE* seyrettikten sonra yattığımda rüyamda kendimi olayın içinde buldum, çok karizmaydım, “cool”dum, kimseler yanıma yanaşamıyordu… Çam yarması üzeri sekiz robotumnan eciş bücüş yaratıklara “Laah sizi bana sayıyla mı verdiler!” edasıyla (dikkatinizi çekerim, nida değil, “cool” duruşumun kaldıracağı bir hareket değildi o esnada deli danalar gibi böğürmek) dalıyor, kesiyor, biçiyor ve deliyordum… Yine çocukluğumuzun mihenk taşı çizgi filmlerinden Voltran`ı seyretmiş olanlar hatırlar; Voltran üzerine salınan Robot Canavar`ı (la bu ne demek?? :)) en sonunda ışın kılıcıyla kestikten sonra (ki bu kesik kimi zaman dikine, kimi zaman enine, kimi zaman da çapraz olarak karşımıza çıkardı) gayet kasıntı bir şekilde durur, robot canavar da “nooluyo la?” ruh ve beden halindedir; Voltran kesinlikle pozu bozmaz, hatta hatta canavara arkası bile dönüktür, çünkü geçen bölümden az sonra neler olacağını bilmektedir, ve sonunda robot canavar patlar, halbusi daha yeni kaporta boyadan çıkmıştır… herneyse, o Voltran`ın karizma duruşlarından bol miktarda, biraz da efektlenmiş ve filtrelenmiş olarak (Voltran`dan bu yana bi ton şey seyrettik, haliyle yer ediyo insanın kafasında yeni teknikler) bulunuyordu rüyamda.. Ondan sonra annem kahvaltıya “OOOluum sütünü ısıttım, hadi kalk” diye çığırmak vasıtasıyla beni uyandırdı, ne robot kaldı, ne karizma… Bin köpekbalığının yüzgeci…

Yatıp uyumam lazım, yarın erken kalkmak lazım, işe gitmek, beton dökmek, (veya dökememek, yagmur olursa yarın “lanet olasıca serseri=goddamn motherfucker!” diyerekten kös kös merkeze geri gitmek) lazim.. Falan filan, yaz yaz nereye kadar yahu… elim yoruldu.. veya evet, tembelim ben, duymak istediğin bu muydu ha, kahrolasica! 🙂

Yeterin bu kadar geyik bi günlük, şimdi beyaz kıçlarınıza tekmeyi basmadan gidip uslu uslu yatın bakiim, oldu mu a benim kuzucuklarıım….

*NGE=Neon Genesis Evangelion; seyredin, tavsiye ederim, 26. bölümü anlayana çekilişsiz kurasız bi dene EVA veriyolarmış

Reklamlar

2 Yanıt to “Uykudan Önce…”

  1. ardamardar Says:

    Voltran da garip bir de takim ruhu vardi. Simdi herkes aslanina biniyo. bulusuyolar ortada. iste akiyolar ortama falan. Once aslanlar birlesmiyo ki ayri ayri yenilsinler. Sonra birlesip ortami patlatsinlar. Neyse birisi “hadi arkadaslar birleselim voltrani olusturuyoruz” dediginde herkes bi araya geliyodu. simdi tamam aslanin orasi cikiyo buna giriyo, yok carklar makineler birlesiyo falan. bu arada kullanicilar dugmelere basiyor hatta kolye yuzuk kemer bilumum aksesuari alete sokup biseyleri calistiriyolar. butun bunlar tamamdir. ama takim ruhunu pekistirmek icin bir agizdan soylenen “Voltran Voltran Voltran” olayina bir anlam veremedim. Basket maci gibi oluyo ortam biraz.

  2. ardamardar Says:

    Voltran da garip bir de takim ruhu vardi. Simdi herkes aslanina biniyo. bulusuyolar ortada. iste akiyolar ortama falan. Once aslanlar birlesmiyo ki ayri ayri yenilsinler. Sonra birlesip ortami patlatsinlar. Neyse birisi “hadi arkadaslar birleselim voltrani olusturuyoruz” dediginde herkes bi araya geliyodu. simdi tamam aslanin orasi cikiyo buna giriyo, yok carklar makineler birlesiyo falan. bu arada kullanicilar dugmelere basiyor hatta kolye yuzuk kemer bilumum aksesuari alete sokup biseyleri calistiriyolar. butun bunlar tamamdir. ama takim ruhunu pekistirmek icin bir agizdan soylenen “Voltran Voltran Voltran” olayina bir anlam veremedim. Basket maci gibi oluyo ortam biraz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: