Yeni blog muştusu

Posted in Uncategorized on Şubat 24, 2010 by Avis

Sevgili okuyucu merhaba; bundan böyle oyunlarla ilgili girintileri gamerscodex.wordpress.com`dan takip edebilirsiniz, bekleriz efem.

ketsendbuks

Posted in iyi şeyler on Aralık 3, 2009 by Avis

Efendim iyi günler, biliyorum iki aydır bir satır bile yazmadım bloga, ayıp bana evet. Ama ne vakit yazmaya niyetlensem bir heves kaçması oluyor, ya da yazıyorum yazıyorum ondan sonra yazdıklarımı okuyunca “ı ıh, olmadı bu” diyorum, silisiliveriyorum. Hoşuma giden bir girinti çıkarsa eğer burada sizinle paylaşacağım tabi, ama ondan önce değil. Oyun sektöründe bazı kalburüstü developer`ların ve publisher`ların beklenen oyunları için sorulan “when will it be released?” sorusuna verdikleri “when it is done.” cevabı gibi bir açıklama oldu sanki ama artık idare ediverin.

Bu açıklama paragrafından sonra sıra geldi olağan blog PR işine; geçenlerde facebook`ta dolanırken Umut`çuğumun profilinde verdiği bir link dikkatimi çekti; kediler ve kitaplar. Kitaplar, filmler, müzikler, oyunlar üzerine gayet hoş bir blog olmuş, bir bakmanızı tavsiye ederim.

Şimdilik benden bu kadar sevgili okur; keza sahada işler beni beklemekte. Siz bu satırları okurken ben muhtemelen kontrol mühendisimizle hemhal oluyor olacağım. Hepinize iyi günler.

Turbonun dayanılmaz hafifliği…

Posted in iyi şeyler on Ekim 4, 2009 by Avis
oğ may gad..

oğ may gad..

Hepinize iyi gezmeler sevgili okur, size yine bir Şam akşamından yazıyorum; niye yazıyorum, aha sebebi yukardakidir; 99-02 Saab 9-3 Viggen. Benim kızın plakasındaki harfleri kendilerine hitaben VG olarak seçmiş idim. Üretildikleri 3 sene boyunca toplam üretimi 3000 tane bu araçların, bizim burda (Şam`da değil, Ankara`da) bırakın yeni modellerini sıkça görmeyi, tutup bunlardan bitanesi ile karşılaşmayı beklemek hayaldir diyordum, ta ki bugüne kadar.

Bugün öğle arası internette olağan ikinci el Saab araştırmalarımdan birini yaparken bir de ne göreyim. Aha işte yukarıda gördüğünüz awesomness`ın aynısından bir tane satılık, hem de nerde, bizim mahallede. Nerdeyse bi taş atımı mesafe.

Gördüm göreli yerimde duramıyorum, internette ne var ne yoksa bulabildiğim şu 3, 4 saatlik süre içerisinde hepsini okudum, Viggen`i aldıktan sonra hangi upgradeleri yaparak yol tutuşunun iyileştirilebileceğini, yarı sentetik yağ yerine tam sentetik yağ kullanılması ve yağın da en fazla 10.000 km`de bir değiştirilmesi gerektiğini, ön marşpiyelin yere fazla yakın oluşundan dolayı kaldırımlara ve park bariyerlerine yanaşırken dikkatli olunması gerektiğini, üzerindeki 5 kollu stock jantların çukurlara düşülmesi durumunda eğilebileceğini ve fakat bunlardan öte, bir kere aracın sürüş karakteristiğine (burda bahsettikleri torque steer dedikleri hadise, yüksek torklu, önden çekişli araçlarda düşük viteslerde gaza aniden yüklenildiğinde ön tekerleklerin kendi kafalarına göre sağa ya da sola gitme istekleri oluyor, Nilsine`de de var, arada bi koltuktan hoplatıyor beni) alışıldığında Viggen`in tadından yenmeyecek bir araba İsveç dilberi haline geldiğini öğrendim.

Fabrika çıkış değerleri 2.3 4 silindir Turbo motoruyla 230 beygir ve 350 N/m tork, tabi bir kısım kullanıcı bununla da kalmayıp bir takım chip tuningler (bkz. BSA, Maptun) ve ekstra after-market upgradeler (bkz. Hirsch, K&N, Eibach, Jetex, vs.) ile beygir gücünü 300`e, torkunu da asfaltı yerinden sökercesine 450 N/m`ye çıkartmış. Ben işin o kadarında değilim tabi. 270 bhp ve 400 N/m kafi gelecektir, 🙂

Mevzunun tuning, performans vb. kısmını bir kenara bırakalım, yeni gelmiş okuyucular (eğer varsa) beni tutup da Imprezalarını patlatırcasına modifiye eden 21`lik veleterle ya da Doğan görünümlü Şahin`inin altına mavi neon taktıran varoşun Michael Knight`larıyla karıştırmasınlar. Asıl mesele, otomotiv endüstrisinde sayısız yeniliğe imzasını atmış, bulup bulabileceğiniz en güvenli otomobillerden bazılarını üreten, her şeyden ötesi nev-i şahsına münhasırlığını belki şimdi birazcık kaybetmiş olsa da diğerleriyle kıyaslandığında kat be kat fazla koruyabilmiş, sahiplerinin en çok düşkün olduğu otomobil markaları sıralamasında birinci sıraya oturmuş bu küçük İsveç firmasının, şimdiye kadar üretmiş olduğu en nadir bulunan, aslına bakarsanız koleksiyonluk bir parça olan bu aracına sahip olabilmek. Tabi bu ancak araç satılmadan ya sayısaldan ya süper lotodan ya da piyangodan bir ikramiye çıkması kadar olasılıklı bir durum.

Neyse o zaman sevgili okur, ben şimdi bi soğuk duş alayım, bi kendime geleyim, bi durulayım az.. sizi awesomness`ın full frontal`ıyla selamlayayım çıkarken. Hoşçakalınız.

oğğğ may gudnıss

oğğğ may gudnıss

edit: lithaen`in yorumuna istinaden ufak bir fotoşop çalışması yaptım, alternatif jantlar fena durmadı sanki, evet:

hoş hoş..

hoş hoş..

longest monday..

Posted in seyr-ü sefer halleri on Eylül 1, 2009 by Avis

Sabah gün ağarmadan Bodrum`da uyanıp, gün yeniden ağarmak üzereyken Şam`da 3 saat sürecek bir uykuya yatmak; bu ikisi arasında geçen 23 saat içerisinde 3 kez havalanıp, 3 kez iniş yapmak (bildiğiniz uçakla), vize başvuruları, hakedişler, şantiyede taşeronla toplantılar, müşterilerle yeni işlerle ilgili uzun telefon görüşmeleri, e-mailler, yurtdışına verilen malzeme siparişleri, İstanbul-Şam seferinde Urfa`nın bir köyü ile beraber uçmak derken, dün gece saat 3`de yattığımda aklım bir türlü aynı gün içerisinde olduğumu almıyordu.

Detaylar belki daha sonra, şimdilik böyle sevgili okur.

“…gugılda araştırma yaptırdım, inanılmaz fidbek var…”

Posted in stabilize dolgu mlz. on Ağustos 21, 2009 by Avis

Stabilize dolgunun da bu kadarına başka blogda rastlar mısınız bilemem may pıreşıs okur, duruyodum bilgisayar başında, “madem duruyorum bilgisayar başında, o halde neden iki satır birşeyler tuşlamıyorum ki?” diye bir dürtük hali gark oldu, ne yazacağımı da bilemedim, bundan mütevellit Ege Kayacan`ın blogunda ara sıra yer verdiği yaşlı teyzelerden, pardon, girinti formatlarından birisini kullanayım dedim.

Konumuz geçen 30 gün içerisinde gugıl tarafından benim bloga “aha müdür bu, buna konuş” şeklinde yönlendirilen aramalardan ilginç olanlardan bir bukle:

“hadisenin ayakları”

Bu nasıl oldu, gugılın kafası nasıl bir kafaydı o esnada, en ufak bir fikrim yok.

“bülent ersoyun uykudan kalkmış hali”

Bunu az çok tahmin edebiliyorum, geçen girintilerden birinde divanın (divan pastanesi neden o kadar pahalı bi yer sizce?) 90`larda izmir fuarındaki bir performansının videosunu eklemiştim buraya, muhtemelen ona istinaden gugıl böyle uygun gördü. Benim kafamın takıldığı, bir insan hangi sebeple Bülent Ersoy`un uykudan kalkmış halini merak eder? Aynı kişinin “cigulinin post orgazmik chill hali”, “ajdarın ramazan pidesi sırasında beklemesi hali”, “ferhat güzelin çayını kıtlama içerkenki hali” gibi aramalar yaptığından şüpheleniyorum ben.

“pavır satır”

Ülkü ocakları meets Warhammer 3K.

“abuk subuk şeyler”

İşte buna biraz içerledim hakkaten. Duygularımı, sevinçlerimi, hüzünlerimi, mutluluklarımı, hayallerimi ve kırıldıkları zaman parçalarının ruhumu kestiklerinde açılan yaralardan damlayanları paylaştığımı düşünüyordum, odun gugıl abuk subuk şeyler deyip kestirip atmış. Hayvansıan gugıl.

“nejat uygur benim aletim”

Eeeüüü… Ya ondan sonra millet şaşırıyor “aaa, damacanayla halvet olmuş, yuh artık” diye. Yani şimdi bunun üzerine ne diyeyim, ne yazayım. Aramayı yapan ne arıyordu, neye ulaşmaya çalışıyordu, belki Nejat Uygur`un lümpen komedilerinden birindeki repliklerinden birinin başlangıcıydı bu, yani umuyorum arayan öyle birşey arıyordu yutüpde falan, eğer değilse, eleman gerçekten aletine nejat uygur diyorsa.. Tehlikenin farkında mısınız sevgili okur?

Ya, işte, böyleyken böyle.  Gidip iki Fallout 3 oynayayım ben en iyisi. Sizlere iyi cumalar robinson okur.

damardan..

Posted in Uncategorized on Ağustos 14, 2009 by Avis

Yahu, bu nasıl bir cumadır; günün süprizi olduğunu düşündüğüm fruko`nun yeni blogundan sonra bir de ne göreyim, ardamardar`da dönmüş net alemine. Kendisi de yazmış zaten, “1 sene olmuş en son yazalı” diye, hakkaten, vakit çabuk geçiyor zannedersem.

sevgili biraderim ardamardar`a burdan buyrun sayın okur.

onyüzbin baloncuk..

Posted in Uncategorized on Ağustos 14, 2009 by Avis

Fruko blog ortamlarına geri dönmüş, onu da nası anladım, benim blog`au kimler refer atmiş diye dashboard`dan bakarken bir de ne göreyim; fruko.wordpress.com. anaa.. yani dashboard`dan referrer`e bakmasam daha haberim olmayacak. İnsan bi ses eder ayol. 🙂

Hoşgeldin tekrar.